YENİ ANAYASA NASIL OLMALI

Kuşkusuz yeni anayasa toplumun her kemsini kucaklayan çağdaş bir anayasa olması hepimizin beklentisi. Gerçi  çağdaşlıktan ne anladığımıza da ayrı bir sorun. Bu konuda her ne kadar ortak fikir sahibi olsa da sonucun beklenen gibi olmayacağını şimdiden kestirmek zor değil. Yeni anayasa birilerine bol gelirken birilerine dar gelecektir. Toplumun farklı kesimlerinden çıkan seslere bakıldığında durum şimdilik böyle görünüyor. En azından ben böyle görmekteyim.

Yeni anayasayla ilgili çalışmaları gerek konferanslarda gerekse basından takip ettiğim kadarıyla şimdilik böyle devam ediyor. Aydın kesimden yükselen farklı sesler birazcık olsun çıtayı yüksek tutmamıza umut olsa da iyimserlikten çok karamsarlıkta göze çarpıyor. Kuşkusuz yeni anayasa sivil bir anayasa olacağı için burada atılan adım önemlidir. 12 Eylül darbe anayasası Kürt dilini yasaklayacak kadar basit maddeler içermekte. Sadece bu madde bile 12 Eylül anayasasını değişmesine gerekçe için yeterlidir. Diğer anti demokratik maddeleri  bir kenara bırakın. Bu madde Kürtlerden çok Türklerin bir ayıbı olarak algılanmalı. Bir ulusun dilini yok saymanın bir örneği daha yok sanırım. Varsa da ben bilmiyor olabilir. Dilimi yok sayan bir anayasa hiçbir zaman beni temsil etme hakkına sahip değildir. Sen birilerini yok sayarsan birileri de seni yok sayma hakkını kullanır. Etnik kimliği ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı ise değerlerine ve kültürel farklarını bakılmaksızın herkesi kucaklayan çağdaş bir anayasa toplumun paydası olmalı. Farklı kültürleri bir tehlike olarak görmekten öte bir zenginlik olarak tanımlamalı. Bu farklı kültürleri anayasal güvenceye alarak sahiplenmesi gerekirken “ötekileştirmek” sorunu çözüme değil çözümsüzlüğe sürükler. Bireyin devlet için değil, devletin birey için var olması hedef alınmalı.

Tarih boyunca bir arada sorunsuz yaşamanın en önemli kısası adalet ve eşitlik duygusu olduğuna inananlardan biriyim. Bir insanın inandığına değil, inanmış olmasına inanmak gerekir. Yada inanmadığına (ateist olabilir) inanmak gerekir. Hoşgörünün anlamı da budur. Hiç kimse benim gibi düşünmek zorunda değil. Ben de bir başkası gibi düşünmek zorunda değilim. Camiye giden de, cem evine giden de, kiliseye giden de ve hiç birine gitmeyen  aynı haklara sahip olursa demokrasinin de  anlamı olacaktır. Anayasa bunların hepine eşit mesafede davrandığı sürece sorunlara çözüm olabilir. Birilerini yok sayarak çözüm beklemek hayal ürünü olmaktan öte geçmiyecektir. “Cem evine cümbüş evi” demek çözümü değil çözümsüzlüğü getirir. Bir ailede dahi farklı davranışlar huzursuzluğun başladığı noktadır. Güçlü kan bağları dahi onları bir arada tutamaz. Ülkeler de aile gibidir, ne kadar güçlü tarihsel bağları olursa olsun, birlikte yaşamanın sırı eşitlik ve adalet duygusunda saklıdır. Yeni anayasa bu açıdan adil olmak zorundadır. Ülkemizde ki her insanı gerçek anlamda kucaklayan misyona sahip olmalı. Irkı, dini, inancı, dünya görüşü ne olursa olsun her kesimi kapsamalı. İnsan dışında ki diğer canlı ve cansız varlıklar kapsayacak şekil de doğayı, ekolojik dengeyi bir kenara bırakmadan toplumu ilgilendiren her unsuru göz önünde bulundurmak hazırlanmalı.

Tabi ki beklenenliği gibi yeni bir anayasa çıksa da bu sorunları hemen çözüleceği anlamına gelmez. Anayasa da yazılı olması fazla bir şey değiştirmiyor. Yazılı olanı hayata geçirdiğiniz zaman bir anlamı olacaktır. “İşkence insanlık suçudur, uygulayana şu kadar ceza var” demek işkenceyi bitirmez. Farklı görüşlere saygılı olmayı hep beraber başarmalıyız. Başkalarını düşüncelerine saygı duyarak, kendi düşüncelerinize saygı duyulmasını bekleyebilirsiniz. Her açıdan toplumsal birliktelik böylece hayat bulabilir. Ben sokağa çöp atmanın çok yanlış olduğuna inanan biriyim. Sokağa çöp atana kızmak yerine, sokağa çöp atmasını yanlış olduğunu ona anlatarak o kişiyi bir gün kazanabileceğimi inanıyorum. Bu konuda en büyük sorumluluk kuşkusuz aydın geçinen insanlara düşüyor. Toplumun her kemsinden beklenen hoşgörü önce aydınlar arasında başlayıp devam etmeli. Toplumsal barış için herkesin ellini taşın altına koyup sorumluluk alması artık kaçınılmaz olmuştur.

Yöremizde yaşanmış aşağıda ki hikaye bile yeni anayasa hazırlayanlara küçük bir örnek olabilir. Kayınvalide gelinine kızmıştır. Akşam oğlu eve gelince gelini dövmesini söyler. Adam hemen hanımının yanına gider ve dövmeye başlar. Niye dayak yediğini bilmeyen gelinin sesine komşuları yetişir. Gelen komşular “Hayırdır suçu ne neden hanımını döversin?” diye sordukların da adam “Bilmem annem döv dedi dövüyorum” der. Anası döv dediği için eşini döven adamın yasası  anasının yasasını oluyor. Umarım bu yeni anayasa birilerinin anasının yasası olmaz. Bütün toplumu kucaklayanların her kesimin anayasası olur.

 

 RIZA PARLAK 27/03/ 2012  MERSİN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

banner40

banner45

banner57

banner39

banner44

banner56